Freies Radio ile Söyleşi

Félix Guattari’nin Mayıs 68’den arkadaşı ve şu anda Fransa Yeşiller Partisi’nin Uluslararası İlişkiler Koordinatörü olan Patrick Fabriaz ile Üç Ekoloji dergisi 5. sayısında yaptığı bir söyleşide Patrick Fabiaz, düşünür ve eylemci Félix Guattari’nin korsan (özgür) radyo yayını yapmak için çatılara kaçak anten yerleştirdiğinden bahsediyordu. Akabinde Fabiaz, Félix Guattari’nin radyo teçhizatı bulabilmek için İtalya’da yayın yapan Özgür Radyo ile iletişime geçtiğinden, Félix’in öncülüğünde “Yeni Özgürlük Alanları İçin Girişim Merkezi” [Centre d’Initiative pour des Nouveaux Espaces de Liberté – CINEL] kurulduğundan, Gilles Deleuze ve birçok entelektüelin katılımıyla çeşitli politik tartışmalar için alan açıldığından ve Felix’in ekoloji düşüncesinin bu minvalde geliştiğinden söz ediyordu. Herhangi bir parti üyeliğine ve rejimine dayanmayan bir nevi karşı kamusallıklar yaratılıyordu. Daha sonra da hem proleter hem rigolo (matrak) kelimesinden türetilen Radyo Prolo kurulmuştu. Patrick Fabriaz’ın söyledikleri aslında radyo, girişim, yeni mücadele alanları vb. karşı kamusal alanların yaratılmasının düşünsel-kültürel dünyanın gelişmesi açısından nedenli gerekli olduğunu bize göstertiyor.
Türkiye’de radyo yayıncılığının baş köşesinde suçlu ihbarı alan, ihbar eden ve yakalatan Polis Radyosu’nun bulunmasının yanında 90’larla birlikte meşru frekanslarda farklı renkte ve görüşte radyolar da varoldu. Tabii bu radyolara birçok ceza, kapatma ve yöneticilerine tutuklama olmadı değil… Fransa, İtalya, İsviçre, Yunanistan, Almanya ve dünyanın birçok yerinde deneyimlenen özgür radyo deneyimleri buralara internet üzerinden zuhur etti. Türkiye’de sol menşeili, Alevilere ilişkin, Kürtçe yayın yapan radyolar birçok baskıya ve yayın durdurmaya rağmen halen yayınına devam ediyor. Türkiye ölçeğinde bizim bildiğimiz antiotoriter, kurumsal olmayan ve internet üzerinden radyo yayını yapan Anarşi Radyo, Mülksüzler Radyo vardı. Açık Radyo ise daha verili bir alandan özgürlükçü bir yaklaşımla politik ve toplumsal sorunların ele alınmasına halen katkıda bulunuyor. Radikal muhalif siyasetten John Zerzan da Naomi Klein da Türkiye’ye geldiğinde Açık Radyo’dan bize sesini duyurabildi. Bazı üniversite radyoları da farklı grupların seslerini duyurabilmek için destek olabiliyor. Örneğin, Kaos GL derneği Radyo Odtü’de eşcinselliğe ilişkin “Hayatın Renkleri” adlı bir radyo program hazırlıyordu. Suyun öte yakasında 2005 yılında Atina’da Politeknik Üniversitesi’nin İşgal Radyosu’nda belli aralıklarla göçmenler ve Türkiye’deki gündem hakkında Türkçe yayınlar da yapılıyordu.
Almanya’nın birçok şehrinde yayın yapan Freies Radyolar halen mevcut. İlk yayına başladıklarında herhangi bir yere sabit olmaksızın, illegal yayın yaparken şimdi belli bir mekânda yayınlarına legal bir şekilde devam ediyorlar. Almanya’daki Mülteci sorunundan radikal politik aktivizme kadar birçok konuda yayının yanında müziğe de yer veriliyor. Almanya Freiburg’daki Freies Radyo’dan Tanja, Danda, Markus, Tekel İşçileri’ni ziyarete gelmişken Mp3 playerımızın Record düğmesine bastık ve irticalen söyleştik. Söyleşinin ses kaydını hem Almanya’dan -ve başka ülkelerden de- dinlenebilsin hem de söyleşi daha canlı, sahih olsun diye ekledik. Söyleşide emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliriz.
Eren
Çetin: Freies Radio (Açık/Özgür Radyo) nasıl ortaya çıktı?
Danda: Bundan yaklaşık otuz yıl önce Freiburg yakınlarında bir nükleer santral kurulacaktı. Buna karşı eylemler yapıldı – hem Freiburg halkı tarafından hem de çevre köylerdeki insanlar tarafından- Bu bağlamda insanlar bir korsan radyo kurdular ve günlük değişen farklı mekanlardan sürekli yayın yaptılar. Bu insanlar daha sonra yasal bir yayın frekansı elde ettiler ve böylece Freies Radio ortaya çıkmış oldu.
Çetin: Tanja, sen bir şey eklemek ister misin?
Tanja: Almanya`da durum aslında şöyle, yayın yapabilmek için sadece özel ve devlet yayınları, yayın frekansı alabiliyor. Bu yüzden‚ “korsan radio” diyoruz, çünkü insanlar yayın frekanslarını kendileri almışlar. Bugün ise durum şöyle, radyo yasal olmasına rağmen oldukça kötü bir yayın frekansına sahip ve bu yüzden pek çok kişi radyo yayınlarını rahatlıkla dinleyemiyor. Yeni bir radyo frekansı için de hâlâ eylemler ve çağrılar yapılıyor.
Çetin: Markus, sen bu konuda ne söylemek istersin?
Markus: Radyonun frekansı önceden biraz iyiydi, ancak daha sonra yakında, özellikle Fransa`da başka bir frekans açılınca yayın kötüleşmeye başladı. Bu yeni frekans ve Freies Radio frekansı neredeyse aynı frekans. Ve bu nedenle radyo bölgenin bazı yerlerinde bozuluyor. Başka bir frekans almak için devlete yapılan tüm başvurular geri çevrildi, başka radyolara örneğin Üniversite Radyosu`na devlet kolaylıkla çok iyi bir frekans verdi.
Tanja: Freies Radio, belirli temel ilkelere göre kendini sol ve bağımsız bir radyo olarak görmektedir; bu ilkeler, anti-seksizm, sağ karşıtlığı, ırkçılık karşıtı ve tabii ki hiyerarşi karşıtı, otorite karşıtı. Freies Radio, bu anlamda örneğin devletten ya da özel şirketlerden bağımsız, çünkü reklamlarla finansal olarak desteklenmiyor. Tüm kararlar ortak alınıyor –Freies Radio`da program yapan herkesin katıldığı genel toplantıda kararlar herkes tarafından belirleniyor. Radyo genel olarak, program yapmak isteyen herkese açık, isteyen program yapabiliyor. Yani, program yapmak isteyenin belirli bir eğitim görmüş olması gerekmiyor. Gerekli becerilerin aktarılması için çalıştaylar düzenleniyor. Radyo`da çok farklı konular işleniyor, bu açıdan çok renkli programlar yapılıyor. Underground müzik programlarından, meşhur olmayan elektro-hiphop-rock-hardroce müziklere kadar, her şey mümkün ve ayrıca politik alandan programlar yapılıyor, gey-lezbiyen yayını var, değişik ülkelerden insanların yayınları var, örneğin Kürtçe yayın, mültecilere ilişkin yayın var, iş dünyası yayını var, Freiburg`daki yerel politik konulara ilişkin günlük magazin yayını, ayrıca tutuklular hakkında program yapan cezaevi radyosu da var.Markus: Sadece belirli bir eğitim almamış insanların bu radyoyu yapmadığını da belirtmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Radyo`da çalışan birkaç profesyonel yapımcı (redaktör) da bulunmaktadır. Ve bunlar örneğin öğrencilere staj imkanı sunuyorlar. Yapımcıların (redaktörlerin) daha fazla görevleri var ya da yapımcılar (redaktörler) sabahları daha uzun radyoda bulunuyorlar. Örneğin benim yaptığım radyo her ay bir saat program yapıyor. Yani birlikte çalıştığım arkadaşlarla sürekli ayda bir defa program hazırlıyoruz.
Danda: Freies radyo sadece Freiburg`da değil, Almanya`nın farklı şehirlerinde de var ve bunlar karşılıklı program değişimi yapıyorlar. Freiburg Radyosu’nun günlük yaptığı yayınlar var. Benzer biçimde bunu değişik radyolar da yapıyor.
Çetin: Bu nasıl işliyor peki?
Danda: Bir internet sayfası var, yayınlar bu sayfaya yükleniyor ve isteyen buradan indirebiliyor.
Markus: Elbette önceden hazırlanan paylaşımlar da oluyor. Yani, örneğin Freiburg`da bir konuşma olduğunda, bu benim için örneğin mülteciler veya iltica konusu olabilir, bu konuşmayı kaydediyoruz, bunun kesimi için uzun zaman geçiriyoruz ve daha sonra bunu Freies Radio`daki kendi programımızda yayınlıyoruz. Ancak başka şehirlerdeki diğer Freies Radio yayınları Freiburg`da yapılan böyle bir konuşmayı kendilerinin de yayınlayabilme olanaklarına seviniyorlar. Bu konuşmayı biz freieradios.net adresine yüklüyoruz, program hakkında tanıtıcı bir de kısa yazı yazıyoruz, başlık koyuyoruz, konuyu açıklıyoruz ve daha sonra başka freies radyodaki arkadaşlar yayınlayıp yayınlamayacaklarına bakabiliyorlar. Diğer taraftan biz de bazen bakıyoruz, -yani sadece biz tek başımıza böyle paylaşımlar yapmıyoruz- güncel önemli bir konu hakkında belki başka birileri de internet sayfasına bir şeyler yüklemiş olabiliyor. Kısaca prensip olarak Almanya`daki tüm Freies Radio’lar işbirliği yapıyorlar.
Danda: Sınırdışı etmeye karşı güney Almanya eylem grubu (SAGA), yaklaşık yirmi yıllık bir grup. Mültecilere gönüllü danışmanlık yapıyoruz – haftada iki kez mültecilere, ya da değişik problemleri olan insanlara. Bunların dışında çalıştığımız başka politik konular da var. Örneğin geçenlerde, ırkçılık ve polis şiddeti konularında bir eylem haftası düzenledik, bu konularda borşürler yayımladık, konuşmalar yaptık, bu konuyla ilgili deneyimleri olan başka şehirlerdeki insanları davet ettik. SAGA olarak Freies Radio’da aylık yaptığımız programımız var.
Tanja: SAGA, bağımsız bir dernek olarak bilgilendirme toplantıları ve eylemler de düzenliyor. Ücretsiz dil ve bilgisayar kursları yapıyor. Mahkemesi olan insanlara refakat ediyoruz. SAGA radyo`da derneğin bir parçası.
Markus: SAGA radyo ayda bir defa program (Freies Radio`da) yapıyor, her ayın 3. Salı günü. Konu seçiminde aslında oldukça serbestiz. Ben SAGA Radyo`yu yapıyorum, çünkü daha önceleri SAGA`da danışma işleri yapmıştım, mülteciler için hukuki danışmanlık. Ve bu sayede radyoyla tanıştım. Evet, konu seçiminde oldukça serbestiz, sıkça güncel konular var. Örneğin geçenlerde AB`nin DUBLİN II sözleşmesini konu yaptık, bu sözleşme AB`nin iç politik temel çizgilerini birleştiren ve de sınırdışı etmeyi ve AB ülkeleri arasında sınırdışı koordinasyonunu kolaylaştıran bir sözleşmedir. Örneğin bunun gibi konular.Çetin: Radyo`daki görevin ne? Tam olarak ne yapıyorsun?
Markus: Radyo`da doğrudan yönetime ilişkin ya da böyle bir bir görevim yok. Sadece program yapıyoruz. Şu anda program yapan dört kişiyiz ve her ay bir saat zamanımız var. Bu süre içinde ne yapabileceğimizi düşünüyoruz, hangi konuların güncel olduğuna bakıyoruz. Direkt Freiburg`a ilişkin konular var, örneğin Romen mültecilerin sınırdışı edilmesi gibi, Romenler hâlâ Kosova`daki güvencesiz bölgelere sınırdışı ediliyorlar ve burada Birleşmiş Milletlerin de tanıdığı, ancak Alman makamlarının tanımadığı ağır ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Bu insanlar sınırdışı edilmeye başlandı ve Alman makamlar daha güçlü biçimde sınırdışı etmelere devam ediyor. Burada örneğin mağdurlarla yaşadıkları yerlerde görüşmeler yaptık, Freiburg`taki örnek konulardan bir tanesi, insanlarla doğrudan görüşmeler yapmak gibi. Bunun dışında yeni düzenlemeler ve yasalar hakkında bilgi aktarıyoruz. Müzik çalıyoruz, çünkü insanların bir saat boyunca sürekli dinlemediğini düşünüyoruz. Bu yüzden arada müzik de çalıyoruz elbette. Yarım saat metin okuyoruz ya da bilgi aktarmaya çalışıyoruz, yarım saat müzik çalıyoruz. Ama daha fazla metin okuyoruz ve bilgi aktarıyoruz, şayet bizim açımızdan önemli olan konular varsa.
Benim somut görevim, diğerler arkadaşlarla konuya göre değişiyor, örneğin konu özetliyoruz ve bu konuları insanlara anlatıyoruz veya röportajlar yapıyoruz. Tüm bunları bilgisayar başında oturup düzenliyoruz. Bazen, Freies Radio internet sayfasına yüklenmiş olan çalışmaları indirip hazırlıyoruz. Hangi müziğin konuya uygun olacağını arayıp buluyoruz. Bu görevleri kendi aramızda paylaşıyoruz, çünkü örneğin herkesin her zaman zamanı olmuyor. Ayrıca programda da her zaman dört kişi olmamız gerekmiyor. Iki kişi yetiyor ve hatta tek kişiyle bile oluyor. Önemli olan programdan önce birinin zaman ayırıp, konuşma kayıtları yapması, başka birinin bunları kesmesi. Bunları kendi aramızda koordine ediyoruz. Duruma göre bazen yapımcılar (redaktör) buluşması yapıyoruz, bazen gerek olmuyor, şayet hangi haberleri yayınlayacağımızı biliyorsak bunu email üzerinden koordine ediyoruz, diğer arkadaşların yapması gerekli başka işler oluyor ve bu yüzden redaktörler buluşmasını sürekli yapamıyoruz. Oldukça kötü olan bişey var ki, sadece bir saati doldurmak gerekiyor ve uzun uzun haberler yapamıyoruz, bu yüzden sadece temel bilgileri ve insanlar için en önemli olanları anlatıyoruz.
Tanja: İstanbul`a gelmeden önce ben de radyoda çalışıp katkı sunuyordum. Bilgi toplamaya ilişkin bir şey söylemek istiyorum. Bu radyo yayını için oldukça pratik bir şey, yani, arkadaşlarımızın mülteci gruplarıyla iletişimleri var, bu sayede güncel sorunları, yapılan organizasyonları, kişisel hikayeleri deneyimliyorlar, bu tür şeyler program için çok iyi kullanılabiliyor.
Çetin: Radyoyu internet üzerinden dinlemek mümkün mü?
Markus: Evet internetten, Radyo Dreieckland`ın internet sayfasından canlı olarak dinlenebiliyor www.rdl.de. Her ayın üçüncü Salı günü saat 19-20 arası yayın yapıyoruz [1].
Çetin: Radyo ile ulaşmak istediğiniz amaç nedir ve bu amaca nasıl ulaşıyorsunuz? Amacınıza ulaşmada başarılı mısınız?
Markus: Amaçlardan bir tanesi kesinlikle göç ve mülteci konusunun değişik yönleri hakkında haber yapmak. Yani anaakım medyanın haber yapmadığı tarafları anlatmak. Almanya`da göç ve mültecilik konusu hakkında oldukça olumsuz haberler yapılıyor ve bunlar oldukça polemik yaratıyor ve çoğunlukla mültecilere karşı ya da mültecileri toplumsal asalaklar olarak sunuyor, Almanya`ya sadece para kazanmak ve devleti sömürmek için gelen kişiler olarak sunuyor veya buna benzer şeyler anlatılıyor. Bütün konu ayrıntılı olarak işlenmiyor. Bunu işte biz tamamlıyoruz, konunun başka yönlerini anlatıyoruz ve normal gazete ve televizyonda gündeme gelmeyen şeyler hakkında haber yapıyoruz.
Amacımıza ulaştığımızı söyleyebilirim. Ancak, başta da belirtildiği üzre istediğim gibi değil, çünkü Freies Radio`nun frekansı iyi değil. Freiburg`da radyo, frekans tam olarak ayarlandığında ve frekansı bulmayı özellikle bilenler dinleyebiliyor. Bir gün, radyonun devletten daha iyi bir frekans almasını diliyorum.
______________
Notlar
1 SAGA Radyo`nun bu ayki yayın tarihi 16 Şubat Salı günü saat 19-20`dir. Kürtçe yayın yapan Wenge Dersim (Dersim’in Sesi) yayın tarihi, 17 Şubat, saat 20-21`dir.
Almanya, İsviçre, Avusturya'daki Freies Radiolara ulaşmak için şu linke bakabilirsiniz: www.freie-radios.de
Söyleşi’de emeği geçenler Tanja, Danda, Markus
Almanca deşifre Ulrike
Türkçe Çeviri Çetin
Türkçe Redaksiyon Eren, Danda, Çetin
Teknik Destek Barış, Eren
Interwiev mit dem Freien Radio in Freiburg

Çetin: Wie hat sich das freie Radio entwickelt?
Danda: Vor 30 Jahren sollte ein Atomkraftwerk in der Nähe von Freiburg gebaut werden. Dort gab es ziemlich viel Protest – sowohl von der Bevölkerung in Freiburg natürlich als auch von den Leuten aus den Dörfern in der Nähe. Und in diesem Zusammenhang haben Leute sozusagen einen Piratensender gegründet und haben einfach von verschiedenen Orten aus immer gesendet und haben das täglich gewechselt. Und mit der Zeit haben sie dann einen legalen Sendeplatz bekommen und so ist das freie Radio eigentlich entstanden.
Çetin: Möchtest Du was ergänzen?
Tanja: In Deutschland ist das eigentlich so, dass nur private und staatliche Sender Sendewellen bekommen, um ihre Sendung auszustrahlen. Und deswegen eben „Piratenradio“, weil sich die Leute eben ihre eigene Frequenz zum Senden genommen haben. Und heute ist es noch so, dass obwohl das Radio erlaubt ist, es eine sehr schlechte Sendefrequenz hat, weshalb viele das Radio eben nicht so leicht empfangen können. Dafür gibt es immer wieder Aktionen und Aufrufe, neue Wellen für Radio Dreyeckland.
Çetin: Markus, möchtest Du was sagen dazu?
Markus: Ja, also die Frequenz von Radio Dreyeckland war mal gut, aber die wurde dann schlecht als andere Sender ganz nah an die Frequenz auch eingeschaltet wurden, vor allem in Frankreich. Die liegen praktisch fast auf der gleichen Frequenz. Und dadurch ist Radio Dreyeckland in manchen Teilen des Landes gestört. Und alle Anträge beim Staat, eine andere Frequenz zu bekommen, wurden nicht genehmigt, andere Radios, wie z.B. das das Uni-Radio, das Radio der Universität, die haben ganz einfach eine ganz tolle und neue Frequenz bekommen.
Tanja: Also, Radio Dreyeckland versteht sich als ein unabhängiges und linkes Radio, nach bestimmten Grundsätzen: anti-sexistisch, anti-rechts, natürlich, anti-hierarchisch, anti-autoritär. Es ist eben unabhängig von beispielsweise staatlichen Interessen oder privaten, wirtschaftlichen Unternehmen, weil es nicht finanziert wird von Werbung. Alle Entscheidungen werden gemeinschaftlich getroffen - in einer Vollversammlung, in der alle, die dort eine Sendung machen, mitbestimmen können. Und generell kann jeder, der Radio machen möchte, dort Radio machen. Also, er muss keine bestimmte Ausbildung haben. Es werden Workshops angeboten, um eben notwendige Fähigkeiten zu vermitteln. Und dann gibt’s eben zu ganz vielen verschiedenen Themen, bunt-gemischt Sendungen. Also sowohl underground Musiksendungen, also unbekannte, elektro-hiphop-rock-hardcore-alles mögliche, dann eben aus dem politischen Spektrum Schwulen-Lesben-Sendungen, aus verschiedenen Herkunftsländern, kurdisches Radio, eben über Flüchtlinge, Arbeitsweltradio, dann einfach das Mittagsmagazin in Freiburg lokalpolitische Sachen, dann gibt’s noch Knastfunk also über Häftlinge. Ja, eben ein komplett bunt-gemischtes Programm.
Markus: Ich finde noch wichtig zu sagen, es machen nicht nur Leute ohne Ausbildung dieses Radio. Es gibt auch einige hauptamtliche Redakteure. Und die bieten wiederum auch Praktika z.B. für Schüler an. Die haben auch mehr Zuständigkeiten oder sind länger am Vormittag da. Das Radio, das ich z.B. mache, die Sendung gibt’s einmal im Monat eine Stunde. Das heißt ich muss mich mit meinen Kolleginnen und Kollegen, sozusagen, immer nur einmal im Monat auf eine Sendung vorbereiten.
Danda: Und es gibt nicht nur in Freiburg ein Freies Radio, sondern in verschiedenen Städten in Deutschland und die tauschen auch die Sendungen aus, zum Teil. Es gibt auch eine Sendung, die das Freiburger Radio jeden Tag abspielt. Und das machen verschiedene Radios so.
Çetin: Wie funktioniert das?
Danda: Es gibt eine Homepage, da werden die Sendungen darauf geladen und man kann sich die Sendungen eben runterladen, wenn man Lust hat.
Markus: Auch gebaute Beiträge eben. Also, es gibt manchmal z.B. in Freiburg einen Vortrag, für mich wäre es dann z.B. ein Vortrag zu einem Flüchtlings- oder Asylthema, den haben wir dann aufgenommen und haben ziemlich viel Zeit mit Schneiden verbracht und dann senden wir ihn dann aber nur einmal in dieser Sendung. Aber in anderen Städten freuen sich ja andere Radiosender, andere freie Radiosender, wenn sie vielleicht auch diesen Beitrag von diesem Vortrag bekommen können, weil der Vortrag ja nur in Freiburg stattgefunden hat. Dann laden wir diesen Vortrag auf diese freieradios.net Seite hoch, beschreiben ihn auch, machen noch eine Überschrift und erklären, um was es geht und dann können andere Leute bei anderen freien Radios schauen, ob sie ihn den vielleicht auch senden wollen. Andererseits schauen wir auch manchmal – also wir machen nicht immer alle Beiträge alleine – schauen wir auch mal auf dieser Seite nach, ob es zu einem derzeit wichtigem Thema vielleicht einen Beitrag schon von einem anderen gibt. Also im Prinzip arbeiten alle freien Radios zusammen.
Danda: Das Bündnis gegen Abschiebung. Also, das Südbadische Aktionsbündnis gegen Abschiebung (SAGA) ist eine Gruppe, die gibt es seit circa 20 Jahre. Wir machen Asylberatung – zwei Mal in der Woche für Flüchtlinge, oder auch Leute, die andere Probleme haben, aber Ausländer sind. Ansonsten gibt es auch politische Themen, die wir bearbeiten. Zum Beispiel haben wir neulich haben wir eine Aktionswoche gemacht zum Thema: Rassismus und Polizeigewalt und haben so eine kleine Broschüre herausgegeben zu dem Thema, und Vorträge gehalten und Leute eingeladen, die in anderen Städten Erfahrung mit diesem Thema gemacht haben. Und es gibt eben einen Sendeplatz einmal im Monat im Radio Dreyeckland.
Tanja: Dieser unabhängige Verein veranstaltet eben Informationsveranstaltungen, Demonstrationen. Es gibt kostenlose Sprach- und Computerkurse. Es gibt Begleitung zu Gerichtsverhandlungen usw. Und ein Teil ist eben auch das SAGA Radio.
Markus: Genau und das SAGA Radio wird einmal im Monat gesendet, immer am 3. Dienstag im Monat. In der Themenwahl sind wir eigentlich ziemlich frei. Ich bin bei SAGA Radio weil ich früher sehr lange bei SAGA Beratung gemacht habe, auch Rechtsberatung für Flüchtlinge. Und bin so zum Radio gekommen. Ja, in der Themenwahl sind wir ziemlich frei, es gibt sehr meistens sehr aktuelle Themen. Zum Beispiel neulich die Dublin 2 Verordnung der EU, die die innenpolitische Grundlinie der EU vereinheitlich und auch Abschiebungen und die Koordination von Abschiebung unter den Ländern erleichtert. Als ein Beispiel für ein Thema.
Çetin: Was ist deine Aufgabe da im Radio? Was machst du da genau?
Markus: Direkt im Radio habe ich keine Verwaltungsaufgabe oder so. Wir haben nur einen Sendeplatz. Wir sind gerade vier Leute, die die Sendung machen und haben halt jeden Monat eine Stunde. Das heißt, wir überlegen uns dann was machen wir in dieser einen Stunde. Was sind die aktuellen Themen. Oft gibt aktuelle Themen, die direkt in Freiburg stattfinden, z.B. die zunehmende Abschiebung von Roma-Flüchtlingen, die abgeschoben werden sollen in ein immer noch sehr unsicheres Gebiet im Kosovo, wo sie immer noch sehr stark diskriminiert werden, was auch von der UNO z.B. anerkannt wird, aber eben nicht von den Behörden in Deutschland. Die fangen jetzt an abzuschieben und wollen verstärkt abschieben. Vor allem seitdem wir die neue Regierung, die konservative, in Deutschland haben. Da haben wir dann z.B. Interviews von Betroffenen in Wohnheimen gemacht, als ein Beispiel für ein Thema in Freiburg, wo wir direkt die Leute interviewen. Ansonsten informieren wir manchmal nur mündlich über neue Regelungen und neue Gesetze. Und wir spielen auch Musik, weil wir glauben, dass die Leute nicht eine Stunde am Stück zuhören können. Darum gibt es auch immer Musik zwischendrin. Wir versuchen immer so eine halben Stunde Text oder Informationen zu machen, eine halben Stunde Musik. Wobei es auch immer mal sein kann, das es mehr Text und Informationen wird, wenn es eben viele wichtige Themen gibt, aus unserer Sicht.
Meine konkretere Aufgaben sind eben, mit den anderen, je nach dem, es kann sein, wir fassen nur Themen zusammen und erzählen es dann den Leuten, oder es kann sein, wir machen Interviews. Das bedeutet dann das man meistens dann noch am Computer schneiden. Manchmal wir laden vom Freienradios-Netz Beiträge runter. Wir überlegen uns welche Musik passt dazu. Wir teilen das meistens auf, weil z.B. die Leute nicht immer alle Zeit, haben zur Sendung wirklich da zu sein. Aber es müssen auch nicht immer vier Leute in der Sendung da sein. Es reichen zwei und es geht auch mal alleine. Wichtig ist vor allem, dass vor der Sendung z.B. jemand Zeit hat einen Vortrag aufzunehmen, jemand anderes sich die Zeit nimmt, diesen zu schneiden. Und es untereinander koordiniert wird. Wir machen meistens ein Redaktionstreffen, je nach dem, manchmal auch nicht, wenn wir schon wissen was wir berichten, emailen wir uns und koordinieren es eben so, weil viele von uns auch einige andere Sachen machen, und darum nicht so viel Zeit haben für viele Redaktionstreffen. Was ja auch nicht so schlimm ist, da wir eben nur eine Stunde füllen müssen und ja auch nicht so ewig lange Berichte machen, sondern immer nur die Hauptinformation, das Wichtigste den Leuten erklären wollen
Tanja: Bevor ich nach Istanbul kam, habe ich eben auch mitgemacht bei dem Radio. Was ich noch sagen wollte zu der Informationsbeschaffung. Dass es eben sehr praktisch ist für die Radiosendung, dass die Leute auch Kontakt haben zu dieser Flüchtlingsgruppe, weil man dort ganz oft über akute Probleme erfährt, über Veranstaltungen, die stattfinden, über persönliche Schicksale, und auch an Kontakte kommt und man diese Dinge eben sehr gut verwenden kann, für die Sendung.
Çetin: Kann man das Radio auch über das Internet hören?
Markus: Ja, es gibt zusätzlich zur einen FM-Frequenz einen Livestream auf der Internetseite von Radio Dreyeckland. Der läuft immer, der Livestream, also man kann immer genau das hören, was gerade im Radio läuft, auf www.rdl.de und wir senden immer am dritten Dienstag im Monat von 19-20h.
Çetin: Was ist ihr Ziel mit dem Radio und wie erreicht ihr das Ziel? Klappt es, das Ziel zu erreichen?
Markus: Ein Ziel ist es auf jeden Fall, eben auch über Aspekte und Seiten des Themas Flucht und Migration zu berichten. Also über Aspekte und Seiten zu berichten, die in den Mainstreammedien nicht berichtet werden. Wir haben in Deutschland eine ziemlich schlechte Berichterstattung über das Thema Flucht und Migration, und wenn dann sehr polemisierend, also oft gegen Flüchtlinge, oder oft werden sie als Sozialschmarotzer dargestellt, die nur kommen würden, um Geld vom Staat zu wollen, oder ähnliches. Es wird nicht das ganze Thema ausführlich bearbeitet. Das ergänzen wir eben, indem wir die anderen Seiten auch berichten und auch über die Dinge berichten, die eben nicht in den normalen Zeitungen stehen und auch nicht in den Fernsehsendern kommen.
Ich würde sagen, wir erreichen das Ziel. Aber wie am Anfang bereits erwähnt, nicht so gut wie ich es gerne hätte, weil Radio Dreyeckland ja nicht diese gute Sendefrequenz bekommt. Man kann Radio Dreyeckland direkt in der Stadt von Freiburg nur hereinbekommen, wenn man ganz genau an der Frequenz geht und weiß, dass man sie finden will. Um Freiburg herum, das ganze Umland, hat es eine bessere Verfügbarkeit bekommt. Das würde ich mir wünschen, dass Radio Dreyeckland irgendwann diese bessere Frequenz bekommt vom Staat.
Devamı » Read more...
















